MAARİF- Sultan Veled

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

MAARİF- Sultan Veled

Mesaj  Su Bir Perş. Kas. 20, 2008 10:43 pm

Sultan Veled
MAARİF
FASIL: 46



Benim evliyam benim kubbelerimin altındadır, benden başka kimse onları bilemez (H. K.). Tanrı evliyayı, kimsenin görmemesi için kıskançlık ve rekabet kubbeleri altında gizlemiştir; eğer onlar böyle kullar olmasalardı mürsel, resul ve kitap sahibi olan Musa (selâm O'nun üzerine olsun) Ulu Tanrı'dan evliyayı arar mı idi? Musa'nın duası kabul olduğundan Hızır' (selâm O'nun üzerine olsun) ın halleri O'na gizli kaldı ve O'nun sohbetine tahammül edemedi. Dünya padişahları vezirleri ve naipleri, kendilerine lâzım olan şeyleri haber vermek için, halkın yanına gönderirler fakat, hareme mensup kimseleri o vezirlere, emîrlere ve diğer büyüklere göstermezler. Eğer bunlar, hareme mensup kimselerin yüzlerini görmek isterlerse, tehlikeli bir hal hâsıl olur ve bunu başaramazlar. Fakat sevilmek ve istenilmekse harem ehlinden olan bir kimse için durum böyle değildir. Bunun şerhi uzundur akıllı olana bir işaret yetişir.

Bunun gibi Ulu Tanrı bazı şeyhleri, halkı irşad ile meşgul olmaları için gösteriyor, nazeninlerden olan bazılarını ise göstermeyip kıskançlık kubbeleri altında gizliyor. Bu kubbelerse halkın gözünde mekruh olan bir haslettir. O veliyi, bu haslete müptelâ kılıyor; bu suretle halkın gözü o haslete çevrilip veliden nefret ederek kaçıyorlar ve hattâ onu inkâr ediyorlar.

Kur'anda buyurulmuştur ki:
"Falan peygamberin doksan dokuz karısı, kardeşinin de bir karısı vardı; bununla beraber, kardeşinin karısına tamah ederek kardeşini uzak dönemiyeceği bir yere gönderdi; orada öldürttü ve karısını aldı." Bunun gibi Peygamberimizin de kölelerinden Zeyd'in karısını alması meşhurdur. Bunları söylemek zahiren dostları rüsva etmektir. Çünkü bu kabil hareketler, halk nazarında mekruh ve eksikliktir. Onlar hakkında bunları söylemek hikmetten hariçtir.

Dünya ehlinden çok azı, dostlarının ayıplarını gizlerler. Tanrı, onlara olan sevgisinden onların bu ayıpları bilmemeleri için Kur'anda zikretmiştir. Bunda bir hikmet vardır. Bundan başka Tanrı enbiyayı (Tanrının selâmı onların üzerine olsun) halkı irşadetmek, kötülükten kurtarmak, iyiliğe teşvik etmek için göndermişti. Enbiya bazı şeyler yaparlar ki halkın bunları yapması doğru olmaz. İşte Enbiyanın bu gibi, hareketini bildirmek halka izin vermektir ve bu doğru değildir. Ulu Tanrı: Sen olmasaydın eflâki yaratmazdım (H.K.), buyurmuştur. Bunu şu yüzden söylemiştir:

Evliyanın ilelebet soyu kesilmiyecektir. Çünkü bu âlem onlar için yaratılmıştır. Boş ve vücudu maksut olmıyan bir mahlûkun nesli, zürriyeti dünyada kaldığı halde, vücudu maksut olanların zürriyeti niçin kalmasın? Hattâ bütün yaratıklar mahvolsun, onlar kalsınlar. Çünkü bu âlemden maksut olan şey, onların varlığıdır. Bunun için Ulu Tanrı insanları:

Eğer bir rabbanî âlim ve veliye rastlarsanız, onda büyüklük ve sâadet eserleri gördüğünüz vakit, zahiren kötü bir iş görseniz de sakın hoş görmemezlik etmeyiniz. Peygamberleri ve onların hikâyelerini, olaylarını düşününüz. İhtiyatlı davranınız, olur olmaz şeylerle onlardan yüz çevirmeyiniz, gibi sözlerle ikaz etmiştir. Belki bunun hikmeti de bundadır.


En son Su tarafından Perş. Kas. 20, 2008 11:26 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Su
Admin

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 17/10/08

Kullanıcı profilini gör http://hazret-forum.6forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

MAARİF- Fasıl:24

Mesaj  Su Bir Perş. Kas. 20, 2008 10:47 pm

FASIL: 24



Bütün alem, Tanrıya kulluk ediyorlar; fakat bunu bazısı bilerek, bazısı bilmiyerek yapıyor. Zira ikiniz de, isteyerek, istemiyerek gelin (Sûre: 41, Âyet: 10) buyrulmuştur. Tanrı, dünyayı yarattı ve dünyanın mamur olmasını da ister. Dünya inşa ve imar edilmiştir. Onda birtakım sanatlar ve çiftçilik, bahçıvanlık, ayakkabıcılık, terzilik, çuhacılık vesaire gibi işler vardır. Eğer; bunlar olmasa idi, dünya da olamazdı. Binaenaleyh bunlarla uğraşmak Tanrıya kulluk etmek olur. Yalnız, onların bu işlerden maksatları mal, mevki ve kendi menfaatleri olmayıp, Tanrı'nın kulluğunu yerine getirmek olmalıdır. Bu mal, yer ve fayda düşüncesiyle çalışmak da gerçekte Tanrıya kulluk etmekten başka bir'şey değildir; fakat onların bundan haberleri yoktur. O halde istemiyerek, Tanrı'nın mutîi ve kuludurlar. Bunun kulluk olduğunu bilenlerinki ise isteyerektir.

Karıncadan Süleyman'a, balıktan aya kadar olan her şey, dağlar, sahralar, alemin bütün zerreleri hepsi Tanrı'ya kulluk ederler. Tanrı, denizlerin var olmasını ister. Binaenaleyh böyle bir var oluş da O'na kulluk etmek sayılır. Bunun gibi bulutlar, rüzgarlar da kulluk ederler. Bulutlar; susamış yerlere sevkeden rüzgar, böylece Tanrı'nın arzusunu yerine getirmiş olur. Bu, o hadde varmıştır ki halkın asi ve yol kesen dedikleri şeytan bile, bu halde iken Tanrının kulluğunu yapar.

Tanrı'nın kulları türlü türlüdür. Bazısı sebatlı, bazısı sebatsız, kimi sözünde durur, kimisi durmaz; biri sadık, biri kâziptir. Tanrı, bunların belli olmasını ve naktin kalptan ayrılmasını ister. İşte bunları birbirinden ayırmakla şeytan bile Tanrının kulluğunu yapmış olur.

Bir padişah, cariyelerinden birine: "Kendini süsle ve kölelerime, adamlarıma göster; onları eğlendir" diye emrederse bu iş, doğru olmamakla beraber padişahın, emini hainden ayırmak için istediğinden aynı sevaptır. Ve bendelik sayılır. Şu halde hakikatte, iyice bakarsan çirkin, gizli, açık ve kapalı olarak insandan, şeytandan, perilerden ve meleklerden yer ve gökten sadır olan bütün hareketlerin gayelerinin, Tanrı'nın kulluğu olduğunu görürsün. Bunu bazısı bilerek, bazısı bilmeyerek yapar.



Beyit:

Yaş, kuru, yeşil, kırmızı, renk ve koku gibi alemde mevcut olan her şey,

Tanrı'nın sanatına ve Tanrı ya aşıktır.

Tanrı daha iyisini bilir.

Su
Admin

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 17/10/08

Kullanıcı profilini gör http://hazret-forum.6forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

MAARİF- Fasıl: 31

Mesaj  Su Bir Perş. Kas. 20, 2008 10:51 pm

FASIL: 31



Bazı kimseler vardır ki onların şeyhten uzak olmaları, yakın olmalarından daha iyidir. Onlar bu uzaklıkta, daha çok istifade ederler. İşte bu sebepten dir ki eski şeyhler, müritte bu hali gördükleri vakit, ona sefere çıkmasını emrederdi. Bunun gibi bazı müritler hakkında da Tanrı'nın tecelli nurları ve gayb âleminin suretlerini görmek ve hatıftan sesler işitmek gibi, harikaları görmemek, işitmemek daha hayırlıdır. Bu, bazıları için zararlıdır.

Tüccar Mecdüddin Meragî, Hazret-i Mevlânâ'nın hizmetinde bulunurdu. Bir gün kendisine: Evet ben yıllardan beri sizin hizmetinizde bulunurum; candan ve gönülden çalışıyorum, bunun feyziyle bende bulunan bilgisizlik gitti, öyle bilgiler ve zevkler, öyle mânevi, garip ve acayip haller hâsıl oldu ki, dünyaya sığamıyorum; iki cihanın mülkü gözümde hiç oluyor; Dünya ve ahret kaygusundan kurtuldum. Ne cennetin nimetlerini istiyorum, ne de cehennemin azaplarından korkuyorum. Bu halimi bütün devletlerin ve nimetlerin üstünde görüyorum. Bu halde iken bana her şey benmişim, benden başka varlık yokmuş gibi geliyor; bende böyle bir inanç peyda oluyor. Bazan bu halden eski halime dönüyorum, bu mestlikten uyanıyorum. Tanrı'dan halka yüz çeviriyorum. Bununla beraber, benim kadar size hizmet etmemiş bazı müritlerle görüşüyorum, onlar bu gözlerle bazan kırmızı, bazan yeşil ve hattâ dünyada mevcut olan türlü türlü bütün renkler, nurlar, bağlar, çemenler ve meleklerden başka gayb âleminin varlıklarını gördüklerini ve bunların, kendileriyle, bu his kulaklariyle işitecekleri seslerle konuştuklarını söylüyorlar, bu nasıl oluyor ? Ben bunların hiçbirini göremedim." diye halinden şikâyette bulundu.

Mevlânâ (Tanrı O'nun aziz olan ruhunu takdis etsin) senin hakkında bunları görmemek daha hayırlıdır. Eğer sen de onlar gibi bu halleri görmüş olsaydın, sana zararı olurdu. Halinden şikâyet etme! Çünkü: Harb size kötü geldiği halde emrolundu. Belki de kötü gördüğünüz bir şey, hakkınızda hayırlı olur, yahut sevdiğiniz veya iyi gördüğünüz bir şey, hakkınızda kötü olur. (Sûre: 2, Âyet: 213), buyrulmuştur diye nasihatte bulundu.



Beyit:

Birçok dualar vardır ki onlar, zararı ve mahvolmayı gerektirir.

Tanrı bu gibi duaları, kereminden işitmez.



Tanrı padişahlığı herkese vermez. İnsanların bazıları padişah, bazıları da padişaha kul ve bağlı olurlar. Padişaha itaat edip kul olan kâfir, belâ ve öldürürmekten, kılıç ile kesilmekten kurtulur. Bu az devlet midir?

Bu kadar binlerce insanlar cehenneme gittikleri halde, padişaha itaat edip, kul olan kâfir, bu intisabından dolayı bundan kurtulur; bunun üstünde, bundan daha büyük bir saadet ne olabilir? Yine Tanrı'nın velileri, Tanrı'nın aşkından titreyen ince, nazik dallar gibidirler; onlar ağacın gölgesiyle kaimdirler. Ağacın gövdesi, o büyüklüğüne ve ululuğuna karşılık tatlı bir meyve vermez; ince dallar ise, gövdenin yardımı ve kuvvetiyle meyve verirler. Müridin, şeyhe daima ruhu ve bedeniyle hizmet etmesi lâzımdır ki, ince zarif bir dal gibi olan şeyh de meyve versin. Dal, saba rüzgârlarından sallanır; fakat rüzgâr, ağacın gövdesini sallıyamaz; belki onu kesildiği vakit balta sallıyabilir. Onun, rüzgârdan sallanmaması iyidir. O, ince dallarının sallanmasından, böyle sallanmaktan emindir. Onun meyvesi, devletin ince dallara olan bağlılığını artırmasındandır. Bu ilgi kuvvetli olmalıdır ki dallar ile arasında bir birlik husule gelsin. Aksi halde dalların meyve vermesi ve gövdenin meyve vermemesi demek olur.

Öyle ki insanın vücudu, gözden incinmez, kulağı kıskanmaz; hiç insanın meyvesi: Göz görüyor, kulak işitiyor, bende niçin bu duygular yok diye şikâyet eder mi? Belki gözün görmesiyle, insanın bütün vücudunun âzası bir zevk duyar. Eğer göz görmezse, hepsi müteessir olur. Mademki arada sıkı bir birlik vardır, gözün görmesi, bütün azanın görmesi demektir.

Padişahın kölesi pazarlarda: "Biz falan memleketi fethettik; düşmanın ordularını bozguna uğrattık" diye öğünür. Her ne kadar bunların hepsini padişah yapmışsa da, köle ile padişah arasında çok sıkı bir bağ var olduğundan ve ayrılık gayrılık bulunmadığından kul, bunların hepsini, kendine mal eder ve kendisinin sanır. Padişahın şevket ve kuvvetinin çokluğundan memnun, ona bir zarar, ziyan gelmesinden ise müteessir olur. O halde böyle harikalar görmüş kimsenin, Tanrı'nın velisi olması lâzım gelmez. Müritlerden biri, bu harikaları görür; öteki hiç görmez. Bununla beraber derecesi, görenden daha fazla olabilir. Bu aynen bir padişahı ziyaret için yola çıkanların haline benzer.

Bunlardan bazısına, padişahın bulunduğu yere gidinceye kadar, yollarındaki bağlar, köşkleri ve güzelleri, her uğrak ve durakta gösterirler, O orada kalır. Bazısını biraz daha ileri götürdükten sonra gösterirler. Bazısına da yalnız padişahı görmesi için bu görülecek şeylerden hiçbirini göstermezler.

Velilerin büyüklüğü, küçüklüğü bu gibi mucizeler görmek ve görmemekle değildir. Biri bu insanların görmediğini bilir, gayb âleminin yüz binlerce garipliklerini görürler. Meselâ kedi de karanlık gecede her şeyi görür. Köpek komşusunun ölümünü önceden hissedip haber verir. Bu gibi harikaları, ekseriye yüreği temiz kimseler, görürler. Düşünce ve bilgi sahipleri ise pek az görürler. Çünkü Tanrı adaletlidir. Eğer bir kimse Tanrı'ya hizmet eder ve zahmetler çekerse mutlaka Tanrı ona bu hizmetine mukabil bir bağışta bulunur.

Bir adamın yüreği hakikat şarabının mestliğinden mânevi şarapların tadından, hakikatleri ve sırları keşfetmek, niteliği tarif olunamıyan alemin suretlerini, mücerret akıllar ve ruhları görmek kabiliyetinden mahrum olduğundan, onu büsbütün boş bırakmaz; bu sebepten bu gibi suretleri, ona gösterir. Hiç şüphe yok ki uyanıklıkta görülen şeyler, rüyadaki şeylerden daha açık ve daha kuvvetlidir. Fakat bunlar aynı cinstendir. Vilâyet ve fakr ise, bunların hepsinden başkadır.

Hakikatte vâsıl olmuş olan kâmil velilerin vilâyeti, Tanrı'nın Cemâlini görmektir. Kim bunu göremezse, artık geri kalan şeyler, onun nazarında bir hiçtir, oyuncak kabilindendir. Bu makama vâsıl olan velinin alâmeti, budur. Tanrı onun böyle harikaları görmesini istemez, ona bunları göstermez; çünkü o bilir ki veli, aslı görmüştür; artık o, teferruata iltifat etmez.

Su
Admin

Mesaj Sayısı : 149
Kayıt tarihi : 17/10/08

Kullanıcı profilini gör http://hazret-forum.6forum.biz

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: MAARİF- Sultan Veled

Mesaj  Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz