Hz. Peygamberin İbadetleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Hz. Peygamberin İbadetleri

Mesaj  kabe_yolu Bir Paz Mart 01, 2009 7:08 pm

Dindarlığın esasını iman vücuda getirirse de, kalpteki imanın varlığını fiilen ibadetler ortaya koyar. Esasen insan, Allah'a ibadet etmek için yaratılmıştır. Bilindiği gibi İslâm ahkamının bir kaynağı da Hz. Peygamberin bizzat yaptığı ibadetlerdir. O farz, vacib, sünnet derecesindeki ibadetleri işlediği gibi, ümmetinin yapması gerekmeyen nafile ibadetleri de çokça yapmıştır.

NAMAZLARI
Namazın zahiri, birtakım hareket ve zikirden ibaret ise de gerçekte, ilmî her şeyi kapsayan Cenâb-ı Hakk'a tazarru ve niyazdan ibarettir. Hz. Peygamber ümmetine öğrettiği namazı herkesten çok eda etmiş, onu gözünün nuru, gönlünün süruru olarak tavsif etmiştir.

Kaynaklarda, Hz. Peygamberin pek çok nafile namaz kıldığı, hatta bu sebeple ayaklarının bile şiştiği, bunu sadece Allah'a şükreden bir kul olmak maksadıyla yaptığı nakledilmektedir.

Peygamberimiz, farz namazlarını, ashabının gözü önünde kılmış, miktar ve hususiyetleri herkes tarafından tesbit edilmiş ve öğrenilmiştir. Ancak O'na mahsus olan bazı nafile namazlar herkes tarafından aynı açıklıkla bilinmiyordu. O'nun nafile namazları gece kıldıkları, gündüz kıldıkları ve diğer bazı nafile namazlar olmak üzere üç gurupta incelenebilir:

a) Gece Kıldıkları Nafile Namazlar

Hz. Peygamberin gece ibadetlerine başta hanımları olmak üzere, bazı yakınları ve bir kısım ashab-ı kiram da şahit olmuştur. Hz. Aişe, O'nun mutat gecelerinden birini tavsif ederken "... O, gecenin evvelinde uyur, son safhalarında ibadete kalkardı. Seher vakti girince vitir namazını kılar, sonra yatağına gelirdi..." demektedir.

Secdelerinin ve kıyamlarının uzunluğu göz önünde tutulursa, Hz. Peygamberin her gece bir saatten fazla ibadet yaptığı söylenebilir.

b) Gündüz Kıldığı Nafileler

Hz. Peygamber gündüz boyunca da birçok nafile namaz kılmaya devam etmiştir. Öğlenin farzından önce dört sonra iki, akşamın farzından sonra iki, yatsının farzından sonra iki rekat namaz kılmıştır. Özellikle, sabahın farzından önce kılınan iki rekat sünnetin yerinin daha büyük olduğu nakledilmektedir. Bu namazlar müekked sünnet denilen hemen hemen hiç ihmal etmeksizin çoğunlukla kıldığı namazlardır. Gayri müekked diye vasıflandırılan namazlar ise bazı kere yaptığı üzere, ikindinin ve yatsının farzından önce kılındığı dört rekat namazlardır.

Mescide girildiğinde kılınan tahiyyatü'l-mescid isimli iki rekatlık namaz da nafile ibadetler cümlesindendir. Bu namazların yanında Hz. Peygamberin, kuşluk namazı diye bir namaz kıldığından da söz edildiği de görülmektedir.

c) Kıldığı Diğer Nafile Namazlar

Yukarda izah edilenlerin dışında Rasûlullah, teravih namazı ve çeşitli vesilelerle başka nafile namazlar da kılmıştır. Mesela yağmur duası ve namazı zikredilebilir. Güneş tutulduğu zaman da 2 rekatlık bir namazı cemaatle kılmıştır. Ayrıca ay tutulması sırasında da nafile namaz kılınmıştır.

Yolculuktan döndükten sonra 2 rekat bir namaz kılmak da müstehab sayılmıştır. Rasûlullah'ın böyle bir namazı kıldığı rivayet edilmektedir. Bu nafile namazlar arasında tesbih namazı isimli bir namaz da vardır. Bu arada istihare namazının varlığından söz edilmektedir. Akşamın 2 rekat sünnetinden sonra onu 6'ya tamamlamak hususunda da hadisler vardır. Fakat salâtu evvâbîn (tevbe edenlerin namazı) denen bu namazı ifade eden hadisler zayıftır. Ancak bu gibi fazilet sayılan yerlerde zayıf hadislerle amel edilebilir.

KUR'ÂN OKUMALARI
Kur'ân sadece okunmak için inmemiştir. O, bir hayat kitabıdır. Onu Rasûlullah hayata tatbik etmiştir. Zîrâ Rasûlullah'ın ahlakı Kur'ân'dı. Kur'ân'ın emrettiğini yapmış, yasakladığından da kaçınmıştır.

Güzel bir sese sahip olan Hz. Peygamber, daima o güzel sesi ile Kur'ân-ı Kerim'i okumuş ve onun emirlerini ilk önce kendisi tatbik etmiştir. Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'i bir çok usûl dahilinde okumuş ve öyle okunmasını tavsiye etmiştir. Bunlardan birisi de onu tertîl ile okumaktır. Tertîl, dura dura, anlaya anlaya okumaktır. Nitekim Ümmü Seleme, Hz. Peygamberin okumasının bu şekilde olduğunu şöylece izah eder: "O'nun kıraati açık, tane tane ve harf harf idi". Bu okuyuş müstehabdır. Hatta Kur'ân'ın manasını anlamayan yabancı kimse bile böyle okumalıdır. Zîrâ bu okuyuş şekli Kur'ân'a daha çok hürmeti icab ettirdiği gibi, hızlı okuyuştan kalbe daha tesirlidir.

Güzel ses ile Kur'ân'ı okumak makbuldür. Nitekim Abdullah b. Muğaffal: "Hz. Peygamberin devesinin üzerinde el-Feth sûresini yumuşak bir kıraatle tercî yaparak okuduğunu duydum" der. Tercî, makamla okuyanların kıraatlarında olduğu gibi, sesi boğazda döndürmektir. Bir çeşit güzel okuyuştur. Hz. Peygamber "Kur'ân'ı sesinizle süsleyiniz" buyurmuştur.

Diğer bir okuyuş usûlü de, Kur'ân-ı Kerim'i hüzünle okumak ve öylece dinlemektir. Hz. Peygamber onu hüzünle okumuş ve öylece de dinlemiştir. Abdullah b. Mes'ud der ki: "Hz. Peygamber, bana "Kur'ân oku, dinleyeyim" dedi. Ben de "Nasıl olur? Kur'ân sana iniyor; ben sana nasıl okuyayım?" dedim. O, "Evet" dedi. Ben de "en-Nisâ sûresini" okudum. Ta ki "fekeyfe izâ ci'nâ minkülli ümmetin..." âyetine kadar okudum. O, "yeter" dedi. Bir de ne göreyim, o sırada O'nun gözlerinden yaşlar akıyordu."

Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'i bazen gizli, bazen de sesli olarak okumuştur. Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'den her gün bir miktar okumuş, hepsini kısa bir müddet içerisinde hatmetme yoluna girmemiştir.

Kur'ân-ı Kerim okumaktan maksat, sadece terennüm değildir. Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde: "Seni fenalıktan men ettiği müddetçe Kur'ân'ı oku, eğer kötülükten alıkoymuyorsa Kur'ân okumuş sayılmazsın." buyurmaktadır. Ayrıca, "Kur'ân'ın haram ettiği şeyleri helal tanıyan, Kur'ân'a iman etmemiştir." hadisleri de, asıl olanın Kur'ân'ı tatbik etmek olduğunu göstermektedir.

ORUÇLARI
Bilindiği gibi Ramazan-ı Şerifte oruç tutmak, İslâm'ın şartlarından biridir. Ramazan orucu, hicretten bir buçuk sene sonra, Şaban ayının 10. günü farz kılınmıştır. Hz. Peygamber bu tarihten itibaren aralıksız dokuz defa Ramazan orucunu tutmuştur.

Kaynaklarda Hz. Peygamberin farz oruçla yetinmeyip, daha başka nafile oruçlar da tuttuğu da nakledilmektedir. O, en çok Şaban ayında oruç tutardı. Ekseriyetle pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmuştur. Ayrıca her ayın 13, 14, 15. günleri de oruç tutmuşlardır. Ayrıca Âşûra günü ve Şevval ayında da oruç tutmayı tavsiye etmişlerdir.

ZEKAT VE HACCI
Zekat, malî bir ibadet olup, hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Zekat, bir malın muayyen bir miktarını (mesela kırkta birini) bir zaman (mesela bir sene) sonra, hakkı olacak olan bir kısım Müslümanlara Allah rızası için tamamen temlik etmektir. Bilindiği gibi Hz. Peygamber mal biriktirmemiştir. Bu sebeple kendine zekat farz olacak kadar malı olmamıştır.

Hac, hem bedenî hem de malî bir ibadettir. Hac, Arafat'ta ona mahsus vakitte durmaktan ve usûlü dairesinde Kabe'yi ziyaretten ibarettir. Umre ise senenin her mevsiminde yapılabilir ve Kabe'yi tavafla, Safa ile Merve arasında say etmekten ibarettir. Hz. Peygamber, hicretten sonra hepsi de Zilkade ayında olmak üzere, dört defa umre, hicretin onuncu yılında olmak üzere bir kere de hac yapmışlardır.

DUALARI
Hz. Peygamberin bizzat okuduğu birçok dua vardır. O, yatarken, kalkarken, bir yere girerken, bir yerden çıkarken, çeşitli zamanlarda, çeşitli haller sebebiyle birçok dua okumuştur. Esasen dua yaparken bunlardan istifade etmek lazımdır. Ayrıca duaları uyanık bir kalple, üç defa tekrar etmek suretiyle yapmak lazımdır. Duaya bir zikirle veya salât-ü selâmla başlamak ve öylece bitirmek kabulüne sebeptir

__________________

kabe_yolu

Mesaj Sayısı : 66
Kayıt tarihi : 20/10/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz